Hızlı Erişim

Menü

ORTAK AÇIKLAMA

26.01.2026
14
ORTAK AÇIKLAMA

TEMEL HAKLARA YÖNELİK BASKILAR KAYGI VERİCİDİR

Son dönemde art arda yaşanan olaylar; ifade özgürlüğünün sistematik biçimde daraltıldığını, barışçıl protesto hakkının keyfi müdahalelerle engellendiğini ve nefret söylemlerinin toplumsal şiddeti besleyen tehlikeli bir zemine dönüştüğünü açıkça göstermektedir.

Kocaeli'de bir sağlık çalışanının, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken simgesel "saç örme" eylemi nedeniyle gözaltına alınması ve hakkında adli/idarî süreçlerin işletilmesi; düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik tahammülsüzlüğün geldiği aşamayı ortaya koymaktadır. İfade özgürlüğü; yalnızca çoğunluğun benimsediği, rahatsız etmeyen düşünceler için değil, eleştirel, simgesel ve aykırı bulunan ifadeler için de geçerlidir. Bu tür eylemlerin suç unsuru gibi değerlendirilmesi, demokratik toplum düzeniyle bağdaşmamaktadır.

Öte yandan Rojava'da yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla birçok ilde gerçekleştirilen barışçıl protestolara yönelik müdahaleler; kötü muamele iddiaları, orantısız güç kullanımı ve hukuka aykırı gözaltı işlemleriyle birlikte ciddi hak ihlallerine dönüşmüştür. Anayasa ile güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının, şiddet içermeyen eylemler bakımından bu denli kolaylıkla sınırlandırılması kabul edilemez. Gözaltı sürecinde kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturulmaması ise cezasızlık algısını derinleştirmektedir. Bu gözaltılar çerçevesinde yapılan tutuklamalarda ölçülülük ilkesinin gözetilmediğini gözlemliyoruz. Yine SSÇ'lara yönelik tutuklamalarda kanunda yeri olmayan gerekçelerin kurulduğunu büyük bir endişeyle öğreniyoruz.

Bu tabloya Mersin'de Kobanili bir gencin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan saldırı eklendiğinde; nefret dilinin, hedef göstermenin ve kutuplaştırıcı söylemlerin nasıl ölümcül sonuçlar doğurabildiği bir kez daha görülmüştür. Toplumsal olaylar sırasında kullanılan ayrımcı ve dışlayıcı dil, bireyleri açık hedef haline getirmekte; yaşanan şiddet ise münferit değil, körüklenen nefret ikliminin bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bölge Baroları olarak;

İfade özgürlüğüne ve barışçıl protesto hakkına yönelik hukuka aykırı müdahalelere son verilmesini, Rojava protestolarındaki gözaltı ve kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturulmasını talep ediyor; nefret söylemi ve şiddeti meşrulaştıran her türlü dilin karşısında olduğumuzu vurguluyoruz.

1-ADIYAMAN BAROSU

2-AĞRI BAROSU

3-BATMAN BAROSU

4-BİNGÖL BAROSU

5-BİTLİS BAROSU

6-DERSİM BAROSU

7-DİYARBAKIR BAROSU

8-IĞDIR BAROSU

9-HAKKARİ BAROSU

10-MARDİN BAROSU

11-MUŞ BAROSU

12-SİİRT BAROSU

13-ŞANLIURFA BAROSU

14-ŞIRNAK BAROSU

15-VAN BAROSU